Bu konar-göçer Türk zümreleri Maveraünnehir'den bu yana, bu sert
geleneksel yapı yüzünden, onları gerek yerleşik hayata geçirmeye, gerekse
bir zaptu rapt altına alımağa çalışan bütün merkezi yönetimlere ve kendilerine hor bakan yerleşik kesimlere karşı kolay kolay uzlaşmaz bir psikoloji içinde yaşamayı sürdürüyorlardı.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Gerek demografik üstünlük, gerekse isyana fiilen katılan ve onu tatbik
safhasına geçiren esas kitle olarak, söz konusu zümreterin başında konar-göçer Türkmenler gelmektedir.
İranlı tarihçilerinden Zekeriya Muhammed Kazvini'nin A.sam 'l-Billid adındaki tanınmış eserinde kaydedildiğine göre, halkının çoğu Türkmenler'den oluşan Sivas'ta camiler genellikle boş idi. Halk ticaretle meşgul oluyor, fakat dini ihmal ediyor, hatta şarap içmekte hiç bir sakınca görmüyordu. Müslümanlığa karşı bu lakaytlığı anlamayan İranlı tarihçi, Sivaslıları bu vasıfları dolayısıyla ayıplamaktadır.
Büyük bir çoğunluğu okuma yazma bilmeyen, sade zihniyetli ve ya
şantılı, fakat o nisbette güç hayat şartları içinde bulunan bu insanlar,
Sünni İslam'ın karmaşık ve anlaması güç bir takım inanç esaslarını ve abdest alarak günde beş vakit namaz kılmak, yahut Ramazan ayında bir ay
oruç tutmak gibi , ancak yerleşik hayatın sağlayabileceği bir intizam gerektiren şer'i ibadetleri pek de önemsemiyorlardı
Şutası çok tabiidir ki, daha IX. ve X. yüzyılda İslamiyet Orta Asya'da
değişik bölgelerdeki Türk zümreleri arasına girmeye başladığı zaman, birbirinden farklı iki sosyo-kültürel ortama göre nitelik kazandı. Şehirli ahali tabii olarak bir yerde devamlı oturmaları sebebiyle, medreselerde işlenen ve öğretilen, ve tabiatıyla kitabi esaslara daha sadık bir İslam anlayışını, başka
bir deyişle, ayrıca devletin resmi desteğini de sağlayan Sünni müslümanlığı
benimsemişti. Konar-göçer Türkler ise, kendilerine önce İranlı, sonra da
Türk süfiler tarafından getirilen tasavvuf ağırlıklı bir mistik müslümanlık
anlayışını benimsediler.