Cevat Kelle

"İlerde inceleneceğine şimdi değindiğim gibi, kentlerde yaşayanlar İslam'ı çok daha kolaylıkla benimsemişler, buna karşılık kırsal kesim yarı göçebeleri büyük bir direnç göstermişler. Bunun en başta gelen nedeni, bu dinin koyduğu kuralların Türkler'in kentsel yaşamlarına göreceli olarak daha uygun düşmesine karşılık, yan göçebelerin bu hareketli/dinamik yaşam biçimlerine aykırı gelmesi. Üstelik, onlar, yerleşik Türk­ler' i "yatuk" (tembel) diyerek küçümsemişlerdir."
Sayfa 62·Kitabı okuyor
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"İslam'ın Arap kadınına getirdiği haklar, onlar açısından bir devrim olarak görülmelidir. Ancak, Türk kadınının o dönemdeki statüsü dü­şünüldüğünde, İslam'ın kadınlar ile ilgili düzenlemeleri, Türkler için çağdışı ve gerici uygulamalardır."
Sayfa 61·Kitabı okuyor
"Türk Toplumuda kadın açıkçası, ikinci sınıf ve edilgen bir insan değildir. Türkçede hem karı ve hem de koca için kullanılan "eş" sözcüğünün "arkadaş/yoldaş" anlamına gelmesi ve dahası "eşitlik" sözcüğünün de kaynağı olması bir rastlantı değildir. Evlenmelerde kadının ve erkeğin "dengi dengine" olması gerektiği dile getirildiğinde de aynı olgu bir başka açıdan belirtilmiş oluyor. Çünkü, birlikte at koşturacaklar, gerektiğinde birlikte savaşacaklardır."
Sayfa 59·Kitabı okuyor

Cevat Kelle

, bir kitap okudu
Puan vermedi·248 syf.·
203 günde okudu
·
2022 8. kitabı
Mohammad Sadıq
7/10 · 7 okunma
Laiklik, din ile siyasetin birbirini dışarıda bıraktığı bir dünya görüşünü ifade eder. İkisinin de birbirinin yolunu kesme izni yoktur. Aynı zamanda, laiklik asla dine karşı bir seçenek olarak ortaya çıkmamıştır. Yaptığı tek şey, siyasetin, halkın en içten ve yakın duygularının nesnesi olan dinle oynamayacağını, dinin de yaşamın daha katı ve dıştan gelen gerçeklerinin ifadesi olan siyasetten uzak duracağını ilan etmiş olmasıdır.
Sayfa 189·Kitabı okudu