Daha önce de geçtiği gibi, Kanuni Sultan Süleyman, 1548'de başlayan Nahçivan seferinden sonra, 20.000 akçe ve fazla geliri olan dirliklerin yalnızca kapıkullarına verilmesini kanunlaştırılması ile, bunlar devşirme olduklarından, Türkler'in bu yolla toprak sahibi olmaları ve orta ve daha yüksek devlet görevlerine gelmelerinin önü kesilmiş olacaktır.
Gerçekte, Anadolu'da Türkler Osmanlı zulmünden kaçmak için ellerinden geldiğince sarp yerlerdeki köylere sığınırken, saraylar, Türk olmayanlarla, Hıristiyan, Yahudi ve devşirmelerle doluyordu.
Yahudilikte, babanın hangi ulus ve dinden olduğu hiç önem taşımadığına, Yahudilik ancak anadan geçtiğine göre, anaları Yahudi olan padişahlar, acaba Yahudiler'in gözünde Yahudi olarak mı görülüyorlardı?
Görüldüğü gibi, Fatih, bir yandan Çandarlı Halil Paşa'yı öldürterek Türkler'in devlet üst yönetiminde önünü keserken, bir yandan da Türk olmayanların yönetici olarak yetişmeleri için Enderun'u kurmuş bulunuyor.
Şimdi, Ziya Gökalp'in şu sözlerinin tarihsel gerçeğin tam bir anlatımı olduğunu daha iyi anlayabiliriz:
"İdare eden bütün kozmopolitler Osmanlı sınıfını, idare olunan Türkler de Türk sınif/nı teşkil ediyorlardı. Bu iki sınıf, birbirini sevmezdi. Osmanlı sınıfı, kendini millet-i hakime [egemen ulus] suretinde görür, idare ettiği Türkler 'e millet-i mahkare [aşağı uluslhor görülen ulus] nazarıyle bakardı. Osmanlı daima, Türk'e eşek Türk derdi."