“İtiraf ediyorum kitap okumak kadar eğlenceli bir şey yokmuş! İnsan kitap okumak dışında her şeyden çabucak sıkılıveriyor. Kendime ait bir evim olduğumda şöyle muazzam bir kütüphane edinmeyi başaramazsam kahrolurum.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sorun buydu işte: Her şeyi aptalca bulduğu için yaşamın kendisine empoze ettiği şeyleri kabullenmişti her zaman. İlk gençliğinde seçim yapmak için çok erken olduğuna inanmış, gençliğinde, yani şimdi ise, değişmek için çok geç kaldığını düşünmüştü. Peki, bugüne kadar enerjisini neye harcamıştı? Yaşamının olduğu gibi devam etmesini garantiye almaya çalışmaya.
“Tuhaftır, hiç bunun gibi soğuk, bulutlu, kurşuni günlerde azmazdı depresyonum. Sanki doğa benimle
uyum içindeymiş, ruhumu yansıtıyormuş gibi gelirdi. Güneş açıp da çocuklar
oyun oynamak için sokaklara çıktıklarında, ne kadar güzel bir gün diye herkes
umutlandığında ben kendimi çok kötü hissederdim; benim bir türlü
katılamadığım bir coşkunluk gösterisini haksızlık olarak düşünürdüm.”
“Bir seferinde bir kadın görmüştüm, yakası iyice açık bir entari giymişti,
gözleri donuk donuk bakıyordu, hava eksi beşken Lyubliyana sokaklarında
dolaşıyordu. Sarhoş olduğunu sandım, ona yardım etmeye davrandım, ama ona ceketimi verme önerimi reddetti. Belki de onun dünyasında mevsim yazdı,
bedeni onu bekleyen kişinin tutkusuyla ısınmıştı. O kişi yalnızca onun deli
hayallerinde yaşıyorduysa bile, istediği gibi yaşamaya ve ölmeye hakkı vardı, ne
dersin?”