Mutlaka karamsar olması,mutlaka derin felsefi anlamlar taşıması da gerekli değil;bir an durup,elimizi kalbimize koyup neyin içinden geçtiğimizi sorgulamak,kendini keşfetmek, heyecan verici değil mi; çok mu iyimseriz?
Mesele huzur içinde şarkı söyleyen, şen kahkahalar atan,"Bu benim aklıma yatmıyor" diyen, güvenle elimizi tutan, arkadaşı düştüğünde "İyi misin?" diye soran, halden anlayan çocuklar yetiştirmek...
Belki de bu yılın en büyük dersi buydu: Kurtarıcı beklemek yoruyor insanı.Dışarıdan bir el,bir söz,bir omuz... Hiçbiri kalıcı olmuyor.Bir gün anlıyorsun ki asıl güç,kendi göğsünün içinde...Ve bu fark ediş acıttığı kadar özgürleştiriyor.
Şu an dünyanızın tam ortasına yerleşmiş gibi duran o meseleler...O konuşma,o mesaj,o suskunluk,o korku,o ihtimal... Hepsi bir gün,bir başka günün sıradanlığı içinde eriyip gidecek.Çünkü zaman, en büyük silgidir.