⸻
Yekta Kopan’ın kalemiyle bir arkadaşımın tavsiyesiyle ilk kez bu kitapta tanıştım ve açıkçası kalemini beğendim.
Kitabı, küçüklüğünden beri babasına ve kız kardeşine karşı nefret ve kin besleyen Müzeyyen’in gözünden okuyoruz. Müzeyyen aşırı korkak, duvarlar örmüş, özgüvenini kaybetmiş ve ailesine karşı duyduğu nefretin arkasına sığınarak yaşamaya çalışan biri.
Müzeyyen bana göre asla mağdur değil. Evet,
sevgisiz bir ortamda büyümüş ve bu yüzden hasar almış biri, ancak katil olarak gördüğü kişi kendi kardeşi Çiğdem’di. Aslında Müzeyyen, “çocuk dediğin böyle olur” gibi katı bir anlayışla büyütüldü ve bu koşullandırma, kardeşine yönelik tavırlarının şekillenmesine neden oldu.
Bence Müzeyyen, nefretini hak eden kişilere yönelttikten sonra yaşamayı öğrenmesi gereken bir karakter. Kitabın sonunda yaptıklarına çok şaşırdım ve asla beklemiyordum. Deli cesareti isteyen bir davranıştı. Kitabın ucu açık finali, abla-kardeş ilişkisinin nasıl devam edeceği sorusunu aklımda bıraktı.
Bu kitaptan çıkardığım bir diğer önemli nokta, aile içindeki ebeveyn davranışlarının çocuk üzerinde ne kadar derin izler bırakabileceği oldu.