Dostoyevski’nin diğer romanlarında da gördüğüm fakat en fazla bu romanda farkına vardığım bir şey var ki o da nerdeyse her bir karakterdeki alçaklık düşüncesi. Bu kitabı okurken karakterlerin büyük bir kısmında ‘ne kadar da alçağım ne kadar da gülünç bir durumdayım’ gibi cümleleri sık sık gördüm. Böyle yaparken Dostoyevski; Her insanın doğasında olan temel problemlere değinerek bize kendimizi ve insanların özünü düşünmek çabasına ulaştırdığının kanısına vardım. Ne kadar ‘’ahlaklı veya ‘’etik’’ bir yaşam sürmeye çabalasak da o ben merkezciliğimizin içine hapsolduğumuz sınırsız durumlar vardır fakat hangimiz bu yaptığım alçaklık gibi düşüncelere kapılırız ki belki çok azımız belki de hiçbirimiz. Bu durumu kitaptaki şu cümleyle bile özetlemiş oluyor Dostoyevski: ‘Hayatımın her günü göğsüme vurarak kendimi düzeltmeye söz verirdim ve aynı rezillikleri her gün yeniden yapardım.’
Freud’un Dostoyevski için kullandığı bu düşüncenin kitabı okurken ne kadar da doğru olduğunun farkına vardım. ‘’Yaratıcı sanatçı sorunu karşısında psikanalizin, silahlarını ne yazık ki bir yana bırakması gerekiyor.”
Kaç kere okumuş olsam da her okuyuşta ilk defa okumuş olma hazzını bana yaşatan, cümlelerindeki anlamların her okuyuşumda değiştiği bir yazar Dostoyevski.
instagram.com/booksentius/?ig...
ben bu kitabı okuyamıyorum 5 aydır 500 sayfa okumuşum gitmiyor neyini nasıl beğenip okudunuz beni de bi aydınlatın. bırakamıyorum da her gün biraz biraz bitirmeye çalışıyorum ama bir şey hissetmiyorum hala
Karamazov Kardeşler benim için sadece bir roman değil, resmen insanın içini açan bir eser oldu. Okurken kendimi sorguladığım çok an oldu. Özellikle karakterlerin iç dünyası o kadar derin ki, bazen kendimden parçalar buldum diyebilirim.
Kitapta en çok dikkatimi çeken şey, iyi ile kötü arasındaki çizginin ne kadar ince olduğu. Her karakterin kendince bir haklılığı var ama aynı zamanda büyük hataları da var. Bu da insanın doğasını çok gerçekçi şekilde yansıtıyor.
Dostoyevski’nin anlatımı biraz ağır ama içine girdikten sonra bırakmak zor oluyor. Özellikle felsefi kısımlar insanı baya düşündürüyor. “İnsan nedir?”, “İnanç nedir?” gibi sorular kafamda dönüp durdu okurken.
Kısacası, bu kitap öyle hızlı okuyup geçilecek bir kitap değil. Sindire sindire okunması gerekiyor. Ama okuduktan sonra da bakış açını değiştirecek türden bir eser.
Benim için kesinlikle okunması gereken kitaplar arasında