Azad Altuğ

Azad Altuğ
@Azadaltu
Vakit gece olunca, Sol'cu bir isyan başlıyor içimde. Kalbimde şiirler yakılıyor, Uykum idam ediliyor sen tarafından… Atakan Gülgar
-‘'Sömürgeci, sömürgeleştirilen insanı, 'kötülüklerin sembolü' yapar.’’ (F. Fanon)
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
20 Ağustos 1940. Katledilişinin 80. yıldönümünde Troçki'yi şu söylemiyle anıyorum: ''Sizlere, İspanyol komünistlerine büyük devrimci sorumluluk düşmektedir. Zayıflıklarınıza gözlerinizi kapamayın, hayâllere kapılmayın. Devrim laflara bakmaz. O herşeyi dener; daha doğrusu herşeyi kanla dener. Sadece proletarya diktatörlüğü burjuvazinin düzenini yıkabilir. Daha 'basit', daha 'ekonomik', güçlerinize daha uygun bir 'ara' devrim yoktur, olmayacaktır ve olabilemez de. Tarih herhangi bir geçiş diktatörlüğü, bir ikinci sınıf diktatörlük, bir tenzilatlı diktatörlük icat etmeyecektir. Kim size böyle bir diktatörlükten bahsediyorsa yalan söylüyordur. Hazırlıklarınızı proletarya diktatörlüğü için yapın; yorulmadan, inatla, ciddiyetle hazırlanın." (Spanish Revolution, s.127-21)
"Bizim en berbat düşmanımız bizi yöneten efendilerdir. Efendilere köle gerekir, köleler ne kadar çoksa efendiler de o kadar çok zenginleşir yeter ki kadınlar doğursun ve çocuklar doğsun, gerisi vız gelir onlara, nüfusun azalması onların yıkımı olacağından evrenin parçalanmasını tercih ederler, -dünyayı kurtaracak olan- hareketin durması onların zararınadır. Bizler bu dünyada derimizi yüzen soygunculara kanmışız ve Tanrı’ya itaat ettiğimizi sanırken aslında insanlara itaat ediyoruz, hem de bizi kaosa sürükleyen, cahil insanlara, güçsüz ama bize dayattıkları gelenekler adına ölüme zorlayan insanlara. Tek amaçları kazandıkları ayrıcalıkları korumak ve yerleşik düzenlerini sürdürmek." . AlbertCaraco 
Dünyanın en temel sorunu politik kadın katliamıdır. İnsanlık varoluşu erk zihniyetini kutsayip din devlet ekseninde sürekli gelişmekte. Ve ne yazıktır'ki bugün katliama nasıl yaptın böylemi olur diyen zavallı insanlar var kadınım katledilmesi sıradan geliyor lakin yakılmasina yok beton dökülmesine dert yanan zavallılar aslında katliamın ve vahşetin kabul edilişidir. Ve sadece bununlada yetinmeyen bu katliamları şiddeti hangi tarafın yaptığı tartışılmaktadır. Hdp iki erk kadına taciz ve şiddet uygulamış zihniyetler tacizciyi veya şiddet uygulayan insanlık dışı yaratıkları tartışmak yerine partisel tarafsal noksanda ilerlemekte. Gel gelelim ki LGBT bireylerine onlar hergun şiddet katilamla yüz yüze iken diyanet diye bir kurumdan her gün hakaret edilip hedef gösterilirken kimsenin umrunda olmuyor çünkü onlarda bazı düşüncelerin nefreti. Ve yine vahşi gerici gazeteler ki en başı ( ak'it ) gazetenin hemen her gün lgbt vs İstanbul sözleşmesi veya küçük yaşta evligi savunan insanlık dışı düşünceyi hiç bir yargı kurumu sorgulamazken aynı yargı sistemi katliamcıya iyi hal indirimi sunmaktadır. Bu ülkede sorun kadin değil. Kadının sorundaki rolü diye bakıldığı sürece bir bok olmaz ve bu vahşet yarınlar içinde hep var edilecektir.
Bir adam çok sevdiği bir kadına şiirler yazıyordu. Sonra kadın ansızın onu terk etti. Adam kadının ardından şiirler yazmaya devam etti. Daha çok yazdı. Ve günün birinde çok ünlü bir şair oldu. Yıllar sonra kadının yaşadığı kente gitti ve büyük bir şiir dinletisi sundu. Dinleti bittiğinde kadın kolunda kocası ile çıkışa geldi ve adama ''merhaba'' dedi. Adam ona sıradan bir insana bakar gibi baktı. Kadın,''beni tanıdın mı '' dedi. Adam, ''hayır tanıyamadım'' dedi.''Nasıl tanımazsın! Uğruna şiirler yazdığın kadınım ben, seni şair yapan kadın''dedi kadın. Adam kadına baktı ve şöyle dedi: ''Keramet sende olsaydı, kolundaki adam da şair olurdu.. Pablo Neruda