Her yanımız kapanmış, kabuk bağlamış, hançer izleriyle doluyken, bizler onların üzerini örtdükçe örtüp, hiçbir şeyi çözememişken; üstesinden gelmiş gibi yaptığımız için de çıplaklıktan nefret ediyoruz.. Ama, biri kabuk tutmuş yaraları okşamaya başlarsa, kanamaların başlayacağını bildiğimiz için de, kimsenin bizi okşamasına izin vermiyoruz. Çünkü birine teslim olursak, anlatmaya başlarsak, Pandora'nın Kutusu'nun da açılacağını biliyoruz. O yüzden değil mi tüm sahtekarlıklarımız, var olmuş gibi yapmalarımız, yargılarımız ve zavallılıklarımız? Birine teslim olmaktan korkmamız..?
Yemek yapalım, evimizi güzelleştirelim, şarkı söyleyelim, sohbet edelim kalıplarıyla süslenmiş, kadınları hafife alan kadın programlarına yeter diyerek daha fazla uyuşturulmayı reddediyoruz.
Aslında, herkes birer Külkedisi.. Dışarı çıktığında bal kabağını araba yapan, tuvaletlerini giyen,baloda prenses olarak gezinen, saat on ikiyi vurmadan evine dönmek zorunda kalan Külkedisi... Çünkü, gerçekte çektikleri eziyetleri ve düştükleri kötü durumları kimselerin bilmemesini, ancak böyle sağlayabilirler.
Biz, erkekmiş gibi davranan ama aslında erkek olmayanlara düşmanız. Doğduğumuz da sahip olduğumuz cinsel organlar cinsiyetimizi belirler. Ancak o cinsiyete gerçekten sahip olduğumuzu göstermez.