Mutluluk hep eskide mi?
İnsanlar hep eskide mi hatırlar mutluluğu? Ya da mutsuzluklarında maziye bakıp mutluluk arayışlarında mı bulurlar kendilerini? Huzur, insanın ortak değerlerine sahip çıkarak yaşamasının aynasıdır. Mutlu olmamızı sağlayan kaynağın sahibi olan huzuru birçok insanın mazide daha yoğun yaşadıkları söylenir. Her geçen gün bu söylemler artıyorsa eğer psikologların yaptığı gibi meselenin geçmişinde bir şeylerin oturamaması ile yaşanan zorlu düğümlerin derinine inerek çözümlenmesi beklenir. Lakin düğümün rahatça çözülmesi istenirse en derine, yani kökümüzdeki bizlerin yaşayışlarında kendimizi bulmaya başlamamızla bu tür problemlerimizim çözüm noktasına ulaşabiliriz. Buna misal olarak; doğuştan farklı ya da sonradan oluşan farklı bir canlının, bir sebeple o farklılığa sahip olması kökündeki bir farkındalıktan oluşmasıyla anlaşılıp analiz edilme durumudur. Bu yüzden rahatsızlık duyduğumuz, önümüze çıkan mânileri aşmak için her daim işin köküne yani kaynağına ulaşarak yenmek zorundayız. Velhasıl özellikle sanayileşmeden sonra bizi biz yapan değerlerimizin, aramıza giren sinsi casuslar tarafından hor görülmek istenmesiyle farklı kültürler gözlemlemeye başladık. Bu vaziyeti zamanın değişmesine bağlamak ne kadar doğru olabilir? Pek tabii dünya var olduğundan beri güneşin doğudan doğup, batıdan battığının aksi yaşanmamıştır. Her şeyin müsebbibi olan biz insanlar yaptığımız yanlışlardan hep başka şeyleri sorumlu tutarız. Yetişen çocuklarımızın yaşayışlarını eleştirir kendi çocukluğumuzla karşılaştırırız. Çocuklarımızla geçirecek vakti bulamayıp onları eleştirmemize sebep olan zamanı uzunca yaşarız. Değişen, zaman ya da çocuklar değildir, insanın ta kendisidir. Kalorifer sıcaklığıyla büyüyen çocuk olarak huzurun mazide kalmadığını, merkezî sistemin de verdiği