Bilim en son amaca hiçbir zaman ulaşamaz, tam bir
doyuma da eremez. Biz koşa koşa bulutların çevrene
değdiği yere ne kadar ulaşabilirsek bilim de doyuma o kadar ulaşır.
Tersine, sanat her yerde amacına ermiştir.
Kant "Newton için bir çimen yaprağının anlamlı
olmasını beklemek saçma." demekte haklıdır. Çünkü,
çimen yaprağını fiziksel, kimyasal güçlerin ortaya çıkmasına indirgeyen bir adam için, yaprak yalnızca rastgele bir ürün olacaktır. - Açıkçası ona göre, isteme
kendisini çimende daha yüksek, daha özgün bir
basamakta doğrudan açmamıştır.
Ben, kendi gövdem dışındaki her şeyin ancak bir
tek yönünü bilirim: Tasarım yönü. Geri kalan her şeyin iç doğası, bu şeylerdeki değişimi ortaya çıkaran bütün nedenleri bilsem bile, anlaşılamayan derin bir gizdir.
Bizler, felsefe aracılığı ile bilgimizin sınırlarını genişletmek isteyenler, tam da bu nedenle kuramsal bencilliğin yolumuzu tıkayan
kuşkucu savına küçük bir sınır karakolu gibi
davranacağız. Bu kale hiçbir zaman alınamaz, ondan bir garnizon çıkıp bir yarma harekatı da yapamaz.