“Seni seviyorum, Şeftalicik," deyip dudaklarıyla şakağımda bir iz sürdüğünde donakalmıştım.
Ben de seni seviyorum. Seni düşündüğümde, göğsümün içinde sanki bir hız treninin tepesinden aşağı iniyormuşum gibi ezici bir his oluyor.
Yüzümü onun göğsüne yaslayıp gözyaşlarımı sakladım.
Kalbi küt küt atıyordu.
Ne kadar çaresizce istesem de karşılık veremiyordum. Eğer söylersem ayrılamazdım. Kalbini kıramazdım, ki yapmam gereken de buydu.