Mavi, ne hoş bir renk
Gökyüzünde, denizde
Mehtaplar, yakamozlar eşliğinde
Bir yansımada
Belki de bir gönüle yansıyan
Peri masalı gibi bir sevdadır mavi
Masal gibidir ya,
Karada nadirdir mesela
Veya yapaydır, tıpkı...
Tıpkı sevgiyle bakan
Ama seni yalnızlığa boğan
Bir çift mavi göz gibi
Bir çift yapay sevgiyle bakan mavi göz.
Kime güler yüzün?
Kime ağlarsın?
Benimle hiç güldün mü?
Kaç kere ağladın?
O aydınlık olana gül
Hep o aydınlık olana ağla
Gözünde bitmek bilmeyen yaşla
Dinmek bilmeyen bir yağmurda
Orada mutluluğun ortasında
Mutsuzluktan ağla.
Gözyaşı kalmayana kadar
Gözler hep orada birini arar.
Bizim Zehra her şeyi biliyor.
Bir şey soruyorum, başkasına soruyor
Ama en güzelini de o biliyor.
Sohbet ediyoruz, ortak oluyor.
Oluyor olmasına da farklı bir şey söylüyor.
Ama en güzel de o söylüyor.
Zehra da ben de bir konuda cahiliz.
Ona soru soruyorum, bakıyor kitaptan cevaplıyor.
Ama en güzel de o cevaplıyor.
Zehra biliyor olmasına biliyor da
Kafası bomboş.
Olsun en güzelini de o yapıyor.
Ne yapsam bilemiyorum.
Bildiğim pek bir şey de yok zaten.
Her şey benden uzak sanki.
Hiçliğin akıl almaz kasırgasında
Bir oraya bir buraya savruluyorum.
Dönüyorum, havada.
Hiçlikte hiç hava olur mu ki?
Derken bir kirpiye rastlıyorum.
Melul melul bakıyor bana.
Yanına gittiğimdeyse dikenlerini fırlatıyor.
Korkmuş olacağı belli ki fırlatıyor.
Yoksa sadece beni mi istemiyor?
Oysa ona yardım etmek isterken
İkimiz de kasırgadan savrulup,
Denize çakılıyoruz.
Ona doğru bakıyorum.
Yanında diğer kirpilerle beraber.
Beraber kaçıyorlar.
Bense denizin dibini boyluyorum.
Hiçlikte hiç deniz olur mu ki?
Karanlık bir yerde oturuyorum.
Zaten hep karanlık, her yer karanlık.
Zihnim karanlık,
Düşüncelerim karanlık,
Beynim karanlık,
Gözlerim karanlık,
Nefesim karanlık,
Bu canlı ceset karanlık,
Aydınlatamıyorum.