Bazen öyle olur, bir gülümseme, gökyüzünü aydınlatan bir gün ışığı, henüz insanlardan umudunu kesmemiş bir kedi çıkar karşına ve gereksiz yere, sana herşeyin mümkün olduğunu hissettirir...
“İlgi duymuyordum. Hiçbir şeye ilgi duymuyordum. Nasıl kaçabileceğime dair hiç fikrim yoktu. Diğerleri yaşamdan tat alıyorlardı hiç olmazsa. Benim anlamadığım bir şeyi anlamışlardı sanki. Bende bir eksiklik vardı belki de. Mümkündü. Sık sık aşağılık duygusuna kapılırdım. Onlar adına uzak olmak istiyordum. Gidecek yerim yoktu ama. İntihar? Tanrım, çaba gerektiriyordu. Beş yıl uyumak istiyordum ama izin vermezlerdi.”
” - Sevda nasıl başlar bir yürekte? Ne vakit açar kara boranda bir gül… İmkansızı mümkün olmayanı isteyecek kadar ne vakit palazlanır? İnsanın şah damarından ellerine, dizlerinden gözlerine doğru ne vakit yürür o sızı?”