Kelimelerin gönlünü almayı bilmezsiniz! Onlara verilen canı hissetmeden, siz, kim olduğunuzu nasıl hissedeceksiniz... Aşkı bilmeden bir kelimeye dokunabilir mi insan? Onu yazıya nasıl sokabilir? Bahçeyi hazırlamadan ağaç fidanını toprağa nasıl dikeceksiniz... Yazının mümbit bahçesi için toprak gereklidir...
Aşkın kök salmış çınarından korkan, mum titrekliğinde kalemler taşıyan bu insancıklar ateşi avucunda taşıyan beni ve çınarlaşan aşkı nasıl açıklayabilirler?
Karşılıksız sevgiyi yaşamak gerekiyormuş. Birini sevmenin , delice bir aşkla bağlanmanın ,güzelliğini yaşamanın hazan mevsimine gelmek olduğunu bilmiyordum. Meğer hayatta ne çok şey kaçırmışım... ya ben erken geldim ya sen çok geç kaldın vuslata.