En büyük kırılma noktası
Mişkin’in dünyasında kötülük “insanların zayıflığıdır”.
Kageaki’nin dünyasında kötülük “insan doğasının gerçeğidir”.
Bu yüzden:
Mişkin merhamet eder.
Kageaki hüküm verir.
Mişkin affeder.
Kageaki infaz eder.
Mişkin kurban olur.
Kageaki cellat olur.
Ama ikisi de ahlaklıdır.
En sarsıcı gerçek
Mişkin’in yolu gerçek dünyada sürdürülemez.
Kageaki’nin yolu ise ruhu parçalar.
Biri dünyada yaşayamaz.
Diğeri kendisiyle yaşayamaz.
Ve Muramasa burada Dostoyevski’den bir adım ileri gider:
Adalet istiyorsan, masum kalamazsın.
Bu, Mişkin’in çözemediği problemdir.
Kageaki bu problemi çözmeye çalışır ve bedelini öder.
Son fark (en önemlisi)
Mişkin umut eder.
Kageaki umut etmez.
Mişkin insanlara inanır.
Kageaki adalete inanır.
Mişkin sevgiyle iyileştirmek ister.
Kageaki bedelle denge kurmak ister.
Ve Muramasa’nın en sert cümlesi şudur: