Seni denizanası durumundan karada yaşayan iki ayaklı bir yaratık durumuna sokmak, seni geliştirmek milyonlarca yıl aldı. Biyolojik yapın, iki ayaklı hale geldiğin andan sonra tam altı bin yılda eksikliklerini ancak giderdi. İçindeki doğayı yeniden keşfetmen, içindeki denizanasını bir kez daha bulman için yüz, beş yüz belki de beş bin yıl gerekecek.
Senin "Tanrı" dediğin şeyin gerçekten varolduğunu biliyorum, ama senin düşündüğün gibi değil: Tanrıyı, evrendeki ilk acunsal enerji olarak, senin gövdendeki sevgi, yüreğindeki içtenlik olarak, içindeki ve çevrenfeki doğayı benliğinde duyabilme yetisi olarak algılıyorum ben.
Efendilerini, sen kendin getirdin bulundukları yere; bütün maskelerini indirmiş olmalarına karşın ya da daha doğrusu maskelerini indirmeleri nedeniyle onları besleyen sensin. Yalan mı, sana kaç kez söylediler: "Hiçbir sorumluluğu olmayan önemsiz, aşağılık bir varlıksın sen ve böyle kalacaksın," demediler mi? Sense onlara "Kurtarıcılar" diyorsun; "Yeni Kurtarıcılar" ve bağırıyorsun: "Heil! Heil!" "Viva Viva!" "Yaşşaa! Yaşşaa!"
Size özgüven değil, devlete saygı, bireysel büyüklük değil, ulusal büyüklük vaat ediyorlar. Sana göre, "kişisel özgürlük" ve "kişisel büyüklük" soyut birer kavramdan başka bir şey değildir; "ulusal özgürlük" ve "devletin çıkarları" sözcükleriyse, tıpkı kemik gören köpeğin ağzının sulanması gibi seni zevkten dört köşe etmekte;. bu yüzden hemen bu sözcüklere sarılıyorsun.