Ben aşkı şiirlerde, romanlarda olduğu gibi bir parlak yaz gecesinin mehtabında başlayıp sabahında biten bir rüya addedenlerden değildim. Benim için sevmek bir başka insanın vücudundan, ruhundan bir parça hükmüne girmek, onunla beraber gülüp ağlamak, ıstıraplarını paylaşmak demekti.
Ben zannediyordum ki ömürlerimizin teknesini istediğimiz sahile götürmek için yalnız onun dümenini ele almak kafidir...Şimdi anlıyorum ki değilmiş... Yollar görünmez kayalarla doluymuş...Onlara çarpmamak lazımmış...
Uğranılan haksızlıklara ve hakaretlere koyun gibi tahammül etmemek insanlığın başlangıcıdır evlat...Daima söylerim ya...Toysun... Bu hayatta nezaket sökmez... Çaresiz, mütecaviz ve haşin olacaksın. Meselenin ne olduğunu sormuyorum evlat... Fakat kısmen haklı, kısmen haksız olduğuna eminim...