... onurlu insanlar almaları gereken yiyeceğin yarısıyla, üçte biriyle karınlarını doyurmaya çalışırken ya da yiyecek hiçbir şey bulamazken, hırsızlar bu köhne, yıkık dökük binanın gizli bir köşesinde, beklenmedik bir şekilde zenginleştirilmiş, sütlü kahve -soğumuştu gerçi- bisküvi ve margarinli ekmekten oluşan kahvaltıyı ikişer üçer porsiyon tıkınmaktaydı.
Gel demişti asker, git değil, gel, buraya geleceksin ve seni bir körlükten diğerine taşıyacak olan kurşunla buluşacaksın. Kötü yaradılışlı bir askerin, deyim yerindeyse, cinayet girişimiydi bu ve çavuş peş peşe iki haykırışla bu girişimin önünü derhal aldı, Dur, geri dön, ardından da görünüşe göre asla eline tüfek verilemeyecek türden insanlardan biri olan itaatsizi sert bir azarla düzene davet etti.
Kendinizi suçlamayın, koşullar yüzünden oldu, burada hepimiz suçluyuz ve masumuz, bizi korumakla görevli askerler çok daha kötüsünü yaptılar, kaldı ki onlar bile mazeretlerin en büyüğü olan korkuyu ileri sürebilirler. "