Kuyuya sarkan bir ip varsa ya düğümler kendini asarsın ya da tırmanıp yukarı çıkarsın. Seçenekleri bu ikisine indirgediğinde karar vermek nasılda kolaylaşıyor değil mi?
Bir bedenimiz, bir ismimiz var, bize "Bu sensin" denmiş. Doğar doğmaz sahneye atılmışız, doğaçlama bir şekilde kendimiz olma rolünü oynamamız istenmiş. Kötü olansa şu, kimse elimize bir senaryo vermemiş Osman.
İki insan bir araya geldiğinde ilk olarak atılabilecek en büyük kazığı atıyor ve "Nasılsın?" diye soruyor örneğin. Ne bileyim ben nasılım? Düşünsen çıldırırsın.