Kesin olgu, belki de gerçekliğin zirvesidir ölüm. Bedensel hayatın sonu, ruhun sonsuzluğa ulaşma kaygısının eyleme dönüşmüş halidir. Her nasıl olursa olsun, her nasıl gerçekleşirse gerçekleşsin korkutucu gelir bize. İyi de esas korkmamız gereken ölüm müdür? Hayır! Esas korkmamız gereken nasıl yaşadığımızdır, daha doğrusu neleri yaşayamadığımızdır. Esir olmuş bir ruhun varsa, nedenlerin, bahanelerin arkasına saklanıyorsan yapabileceklerini, sevgiyi, aşkı kölelik seviyesinde yaşıyorsan, diğerkâmlığı marifet, ruhunu dinlemeyi bencillik sanıyorsan yaşamıyorsun demektir zaten.