Serdar Yatır

Serdar Yatır
@Baker221b
42 okur puanı
Ağustos 2017 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Türk tarafının konf. isteği Birand'ın görüşü
Mehmet Ali Birand'ın da gözünden kaçmadı. Nitekim Birand bu konuda şunları yazacaktı: "Türk önerileri aslında konfederasyonu içeriyordu. Karşılıklı iyi niyetli ilişkinin kurulması durumunda federasyona dönüşecek mekanizmalar getiriyor, ancak ilk dönemde ayrı ayrı çalışacak, kendilerini ayrı ayrı yönetecek iki, küçük devletçik yaratmayı öngörüyordu". 96 1983 yılında "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti" (KKTC) ilan edile- rek, konfederasyon doğrultusunda ileri bir hamle daha yapıldı. Türk hariciyecisinin uyarılarıyla ve biraz da ayrı devlet ilanına tepkileri yumuşatmak için bağımsızlık metnine bir takım "ek maddeler" konu- larak 'federasyondan vazgeçilmediği' vurgulanmış, hatta KKTC'nin ilanının "federal çözümü hızlandıracak bir hamle" olacağı dile geti- rilmişti ama buna kimse inanmıyordu. Nitekim Rauf Denktaş yıllar sonra, 19 Kasım 2008 tarihinde, Kıbrıs Postası'na yazdığı bir yazıda asıl amacın iki-devletli bir çözüme gitmek olduğunu itiraf edecekti: "KKTC'nin ilânında yapılan açıklamanın sonunda KKTC'nin ilânı Federal bir çözümü dışlamıyor, hatta buna yardımcı da olur şeklin- deki izahtan maksat "iki kesimli" olarak düşünülen federal çatının iki devletli de olabileceğini vurgulamaktı.
Sayfa 89·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Rum liderlerin Kıbrıs çözümü görüşleri
Makarios: "Kissinger bana bu ana kadar Türklere hiç bir somut öneride bulunmadığını söyledi. Kliridis.: "Bana Lefkoşa'da Amerikan elçiliğinin verdiği son bilgile- re göre Türkler multiregional federation önerisini kabul etmezler. Averof: "Ortada bir ikilem vardır: bugünkü durumu imzalamadan sürdürelim mi, yoksa Türklerin bugün ellerinde bulundurdukları toprak miktarını azaltacak bir anlaşmaya imza atalım mı? Bugünkü durumun devam etmesi tam bir felaket olur." Kliridis: "Amerika faktörünün bugün için yapabileceği tek şey Türk- lerin ilerlemesini durdurmaktır. Ancak çözüm konusundaki görüşle- ri. Türklere biri kuzeyde ve büyük olmak üzere, iki bölge verilmesi doğrultusundadır. İngilizler bölücü planları kesinlikle destekliyorlar. Rusya ise Türkiye 'yi kovmak için hiç bir şey yapmaya niyetli değildir. Bizim iç işlerimize de karışmak niyetinde değildir. Ancak AKEL'in yaptığı dönüş gösteriyor ki, iki-bölgeli formülü Rusya da destekle- yebilir." Makarios: "Londra'da ziyaretime gelen AKEL delegasyonu bana yazılı öneri verdi. Önerilerde çok kantonlu bir çözümün reddedilmesi halinde, iki bölgeli çözümü kabul etmemiz öngörülüyor." Duntas: "AKEL Genel Sekreteri bana çok-kantonlu bir çözüm iste- yeceklerini, ancak reddedilmesi halinde, nüfus aktarması gerektirse bile iki-kantonlu çözüümü kabul edeceklerini söyledi ve dolaylı olarak da böyle bir çözüm şekliyle Sovyetler Birliği'nin de hemfikir olaca- ğını ima etti" Kliridis: "Çekoslovakya elçisi bana çözümün olsa olsa iki bölgeli olabileceğini söyledi. Yugoslavlar da aynı şeye inanıyorlar.
Sayfa 79·Kitabı okudu
1960 Kıbrıs Cumhuriyetinin ruma dönüşmesi kleridesin sözü
Kıbrıslı Türkleri Kıbrıs Rum ulus-devleti içinde azınlık olmayı kabul etmeye davet ediyor, bunun ötesinde hiç bir öneriye sıcak bakma- yacağını açıklamaktan çekinmiyordu. Nitekim 1965 yılında resmen Temsilciler Meclisi üyesi olan üç Kıbrıslı Türk milletvekili seçim ya- sasının görüşüleceği bir oturuma katılmak üzere Meclise girmek is- tediklerini Meclis Başkanı sıfatıyla Glafkos Kliridis'e ilettiklerinde, Kliridis'ten aldıkları yanıt, 1960'ta kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti'nin yerinde yeller estiğinin en iyi kanıtı gibiydi: "Temsilciler Meclisi'nin oturumlarına katılabilmeniz için Makarios hükümetini tek meşru hü- kümet saydığınızı açıklamanız gerekiyor. Ayrıca bilmeniz gerekiyor ki, artık Mecliste ayrı çoğunluk aranmıyor. Oyunuz, diğer milletve- killerinin oylarından biri gibi değerlendirilecektir".
Sayfa 74·Kitabı okudu
Radcliffe önerisi sömürge yönetimi
Görüleceği gibi, Radcliffe önerileriyle birlikte çifte-self determinas- yon anlayışı da gündeme gelmişti. Bu noktada Radcliffe önerilerine ve bu öneriler etrafında yapılan tartışmalara kısaca değinmekte ya- rar vardır, çünkü Federasyon kavramı da ilk defa Radcliff önerileri tartışılırken dile getirildi. Radcliffe önerileri Özyönetim esasına da- yanıyordu. Dış ilişkiler, savunma ve iç güvenlik konuları sömürge yönetiminin yetki alanında kalırken, diğer konularda "Kıbrıs halkı" yetkili olacaktı. Yasamada başkan ve başkan yardımcısından hariç 36 kişi görev yapacaktı ve bunlardan altısı sömürge yönetimi tara- findan atanırken, geriye kalan 30 kişi "Kıbrıs halkı” tarafından seçi- lecekti. Seçilen 30 kişiden sadece altısı Kıbrıslı Türk olacak ve bun- lar Kıbrıslı Türklerin yapacağı ayrı seçimle belirlenecekti. Toplam 7 kişilik bakanlar kurulunda bir Kıbrıslı Türk bakan bulunacak ve Kıbrıs Türk işlerinden sorumlu olacaktı. Kıbrıslı Türklerin kaygıla- nını gidermek için onları ilgilendiren eğitim, kültür, din işleri vs. gibi konularda yasa hazırlarken Kıbrıslı Türk üyelerin üçte ikisinin onayı aranacaktı
Sayfa 65·Kitabı okudu
Kıbrısta Türklerin Azınlık durumu
Kıbrıslı Türklerin eşitlik talebinin 1950'li yıllarda da gündeme getirdiğini görüyoruz. 1956 yılında Radcliff önerilerini hazırlar- ken, Kıbrıslı Türkler eşit temsiliyette ısrar ediyorlardı. Radcliff bunun mümkün olamayacağını, nüfus oranlarında bu kadar bü- yük fark varken üniter bir yapı içinde siyasi eşitlik uygulama- nın çoğunluğun iradesini sekteye uğratmak anlamına geleceğini, böyle bir şeyin ancak federal bir devlet çatısı altında mümkün olabileceğini, bunun ise ayrı bölgeler olmadığı için işleyemeye- ceğini ileri sürmüştü ama yaptığı önerilerde Kıbrıslı Türklerin özel çıkarlarının korunması için bir takım "federal" uygulama- larda da bulunmuştu. Örneğin Parlamentoya 36 üyelik parlamen- toda Kıbrıslı Türklerin seçeceği altı üyenin üçte ikisinin iradesi olmadan Kıbrıslı Türkleri ilgilendiren konularda karar alınama- yacağı belirtilmişti. Kısacası, Kıbrıslı Türkler İngiliz döneminde “hâkim millet” sta- tüsünü yitirmişlerdi ama Kıbrıslı Rumlar karşısında “azınlık" olmamışlar, ya da siyasi bir azınlık olmamak için sistematik bir şekilde direnmişlerdi.
Sayfa 61·Kitabı okudu