Serdar Yatır

Serdar Yatır
@Baker221b
Olası bir çözüm halinde göç konusu 74ten sonra gelenler
1974 sonrasında gelip yerleşmiş, evlenmiş, bu topraklarda çocukları doğmuş, üretim ilişkisi içerisine girmiş, yasalar çerçevesinde yurttaş olmuş kişilere karşı insanca bir yaklaşım gereklidir. Bulunacak bir çözümde, buraya uyum sağlayamayarak gönüllü olarak ayrılacaklar da olabilir. Ancak yıllar önce bu topraklara gelip uyum sağlamış insanlanı tümüyle dışlayan ve çözümün ön koşulu sayan anlayışı benimsemek mümkün değildir.
Sayfa 361·Kitabı okudu
Reklam
Konferansta göçmenlik görüşü
-Federal bir çözümde serbest dolaşım serbest yerleşim ve mülk edinme özgürlükleri ilke olarak federal Anayasada yer almalıdır. Ancak bunların aşamalı olarak uygulanması için bir geçiş dönemine ihtiyaç vardır. -Türk kesiminde, nüfusta ve mülkiyette çoğunluk Türk'ün, Rum kesiminde de Rum'un olmalıdır. 1974 sonrasinda gelen göçmenlerin sayıları bile belli değildir. Devlet, ülkesinin nüfus yapısını bilmemektedir. Görüşmelerde sağlanacak olumlu gelişmelere paralel olarak asker sayısında karşılıklı indirime gidilebilir. UBP'nin dediği "Göçmen yoktur" yaklaşımımı da Rum Yönetimi'nin "Tüm göçmenler derhal çıkarılsın yaklaşımımı da gerçekçi bulmuyoruz."
Sayfa 337·Kitabı okudu
Alıntı
Milli Takım maçı ile ilgili Fifa ve Türkiye
Uluslararası Futbol Federasyonu FİFA'nın getirdiği yasağa karşı Türkiye çaresiz kalmaktaydı. TC Milli Eğitim Genclik ve Spor Bakanı Hasan Celal Güzel KKTC'nin Türkive'nin tanıdığı bir devlet olduğunu belirterek "tanıdığımız bir ülkenin takımlarıyla maç yapmak üzere takımlarımızı göndermemiz en tabi hakkımızdır" demekte amadediğini yaşama geçirememekteydi. Aslında bu durum yıllardır değişmedi. Kıbrıs Rum takımları ile Türk takımları Kıbrıs'ın günevinde ve Türkiye'de çeşitli spor dallarında karşılaşmalar yaparken, Kıbrıslı Türkler firsat bulduklarında sadece tribünlerde seyirci olabildiler. Kısacası, Türkiye "tanıdım" dediği KKTC'yi, tanımanın gereklerini yerine getiremediği gibi, "tanımam" dediği Rumların yönetimindeki Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanımamanın gereklerini yerine getiremedi. Bu durum yıllarca böylece sürüp gitti.
Sayfa 319·Kitabı okudu
Kıbrıs ve doğalgaz hakkında
6 Haziran 2014 tarihinde Kıbrıs gazetesine demeç veren Rum vönetimi eski bakanlarından Nikos Rolandis, doğal gaz ve petrol konusunu her zaman çözüm ve barışla ilişkilendirdiğini belirttikten sonra, bu konun gündemine ilk geldiği 1980'den 1990ların sonuna kadar konu hakkında kimsenin en ufak bir fikri olmadığını, bugün ise doğal gazın adanın geleceği için hayati önemi olduğunu söylemişti. Rolandis konunun ilk defa 1980'de ABD'li Amaco ve Hint şirketi Standart Oil'in üst düzey bir yöneticisi tarafından gündeme getirildiğini ve söz konusu şirketlerin Kıbrıs'ın güneyindeki hidrokarbon için yatırım ve araştırma yapma isteğinde olduğunu belirtmişti. Doğu Akdeniz'deki doğal gaz konusu Kıbrıs'taki taraflar ve Türkiye ile Yunanistan arasında anlasmazlık nedenlerinden biri olmaya devam ediyor. Halbuki, tüm tarafların kazançlı çıkacag formülleri diyalogla bulmak elbette imkansız değildi, değildı Kıbrıs sorununun çözümsüz kalması bu alanda da ortak yara sağlanmasının önündeki esas engel olmaya devam edıyor
Sayfa 314·Kitabı okudu
Alıntı
Rabıta ile ilgili
Suudi Arabistan finansmanı gündeme gelirken, beraberinde gelen "rabıta" konusu gündemi meşgul etmişti. "Rabıta" Suudi Arabistan kökenli, amacı şeriat düzenini yaymak olan bir örgüt olarak bilinmekteydi. 12 Eylül Rejimi döneminde Kenan Evren'in onayı ile bu örgütten alınan parayla Türkiye'deki imamların maaşlarının ödendiği 1987'de ortaya çıkmış ve büyük gürültü yaratmıştı. Hatta SHP, Evren'in Cumhurbaşkanlığı'ndan istifasını istemişti. Aynı Rabıta'dan Denktas'ın bilgisi dahilinde 600 bin dolar alındığı ve bunun cami i yapımı ve imam maaşlarında kullanıldığı da bizzat Denktaş'ın açıklaması ile öğrenilmisti,s0 Muhalefet partileri bu duruma ciddi elestiriler yapmıştı.
Sayfa 313·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam