Serdar Yatır

Serdar Yatır
@Baker221b
1941'de Lefkosa'da Ingiliz Okulunun son sinifindayken babami kaybettim. Türkler arasinda oldugu kadar Rumlar arasında saygınlığı olan bir yargıçtı. Milliyetçiliği nedeniyle başı sık sık derde girerdi. Atatürkçü, milliyetçi arkadaslar ile yaptığı konuşmalardan ben de pay çıkarıyor; durum değerlendirmesi yapabiliyordum. "Gençlik adayı terk ediyor. Burada kal. Güçlü bir avukat, güçlü bir gazeteci ol" derdi. Olümü, bu sözlerini vasiyeti haline getirmisti. 1942 Mart ayinda Dr. Küçükün Halkin Sesi gazetesi yayina basladi. Ilk sayisinda babamdan işittiklerimi gördüm: Gasbedilen haklarimiz, Rumlarin Enosis davaları... Dr. Küçük'le temas ettim. O gün bugündür "Kıbrıs meselesi" damarlarımızdaki kan oldu.
Sayfa 153·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
De Soto - Klerides'le görüstüm. Klerides elini açmadi. Siz Annan Plan ni kabul ederseniz o da zorunda kalacak. Izlenimim budur. Imza yetkiniz var mi? (De Soto, Tahsin Ertugrulogluna imza yetkisi olup olmadığını sorar, çünkü, imza yetkisi olmadığı yönünde yayın yapılmıştır. Benim gerçekten tedaviye ihtiyacım olduğuna muhalifler inanmıyor.) Tahsin Ertugruloglu - Imza yetkim vardır. Dışişleri Bakanıyım. Kopenhag'a Cumhurbaşkanını temsilen geldim. Gerektiği takdirde tabiatiyla bazi konularda görüşünü almam gerekebilir. Annan Planında yapılan değişiklikler kaygılarımızı azaltmadı, artırdı; özellikle harita hibir şekilde kabul edilemez; ayrıca bu plan taraflar arasında müzakere sonucu ortaya çıkan bir uzlaşı metni degildir; bize zorla empoze ettirmeye çalıştığınız bir metindir; biz Kıbrıs Türk tarafi olarak müzakerelerin devamını ve belgenin her iki tarafin da kabul edeceği bir olgunluga gelmesini istiyoruz; siz ise süreci müzakerelerle ilgisi olmayan AB takvimine endekslediniz; Rum idaresinin AB'ye müracaatının yasal olmadığını, politik nedenlere dayandığını; silahla yapamadıklarını AB'ye katilarak elde etmeye çalıştıklarını bilmeniz gerekir. Bizi AB takvimine bağlamanız doğru degildir. 1992'de Genel Sekreter'le mutabakata varılan, o zaman, Güvenlik Konseyi'nin uygun bulduğu Fikirler Dizisinde "AB üyeliği anlaşma sonrası ele alınacaktır" mutabakatı vardır. Siz bunu kaale almadınız. Ters yüz yaptınız ve bunca yıldır "Meşru Kıbrıs Hükümeti" sahte unvanının arkasına saklanmış olarak uzlaşmazlığı sürdürmeyi milli siyaset haline getirmiş olan Rum liderliğini ödüllendirmek suretiyle uzlasmazliklari daha da güclendirdiniz.
Sayfa 107·Kitabı okudu
Alıntı
Rum'un uzlaşmadan maksadı, Türk tarafının yanlışlardan(!) vazgeçmesi ve kâğıt üzerinde kendisine verilecek haklarla yetinmesi, ayrı egemenliği, ayrı bağımsızlığı, Türkiye’nin garantisinin ve müdahale hakkının devamını talepten vazgeçmesi, Türkiye' nin 32 yıllık haksızlıklar(!) için (Madam Loizidu davasında olduğu gibi) Rumları tazmin etmesi ve herkesin "eskiden olduğu gibi dostluk içinde yaşamasına izin verilmesidir". (Hangi eskiden söz ettiklerini anlamak güçtür. 1955'leri hatirlayanlarimiz galiba çok azalmıştır.)
Sayfa 39·Kitabı okudu
Alıntı
Çiller Hükümetinin Dışişleri Bakanı Karayalçın da o derecede bu anlayışı reddetmekte israr etmekte ve zamanında derhal taptığı açıklama ile "Rum idaresini" "Kıbrıs" olarak kabul etmediklerini, yazılı olarak duyurduğunu söylemektedir. Konuyla ilgili endişemizi bildiği için Karayalçın derhal Kıbrıs’a gelerek bu teminati şahsen de vermişti. Ancak sonradan öğrenecektik: Başbakan Çiller Karayalçın’ın verdiği yazılı çekince mektubunu "Rumları ve AB'yi gereksiz üzme" olarak değerlendirmiş ve aynı aksam katıldığı bir yemekte AB üyelerine "Karayalçın’ın yazılı çekincesine önem vermemelerini, bunun hükümetin bir karari olmadığını" duyurmuş!
Sayfa 36·Kitabı okudu
Alıntı
Basbakan Recep Tayyip Erdogan yaptığı bir açıklamada Kıbrıs meselesinin milli bir mesele olduğunun ve taviz verilmeyeceğinin altını çizdikten sonra "Bazı sakıncaları bildiğimiz halde Annan Planı’na 'evet' dedik ve 'evet' dedirttik, çünkü AB öyle rica etmişti; ancak AB beni kandırdı; sözünde durmadı. 'Hayır' diyen Rum tarafi mükâfatlandırıldı; 'Evet' diyen Türk tarafi cezalandırılmaya devam ediyor." sözleri ile şikayetini bütün dünyaya duyurmuş oldu.
Sayfa 19·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam