"İnsanın özünün kötü olduğuna inanıyordu. İnsan, iyi insan olmak için çok çabalamak zorundaydı ama kötülük için çabalamaya gerek yoktu. Bunu hayat ona göstere göstere öğretmişti."
"...hayat böyleydi, illa bir yerde insana hiç istemediği soruları sorduruyordu, daha kötüsü bazen insan kendini iyi hissedeceği cevaplara inanmayı istese de inanamıyor; saf, çıplak, en hakiki gerçeği bulmak istiyor ama gerçekle yüzleşmeye de gücü yetmediği için arafta kalıyordu. Arafta olmak korkunçtu..."
"Memleketin bütün erkekleri şimdi olduğu gibi o zamanlar da aynı çelişkiyi yaşıyordu. Çıktıkları kızlarla yatmayı deli gibi istiyorlar, yatmayanları masumiyet timsali olarak görüyorlar, yattıklarını da bir anda yere indiriyorlardı."