"Ev bu. İşte o zaman, her şey kolaylaşıyor. Ülkeler gezmek, şehirler değiştirmek zor ama onun olduğu yerde mutlu olmamak mümkün değil. Evini bir insan yaparsan sürekli evinde gibi hissedebiliyorsun."
Bu his hiçbir şeye benzemiyordu. İhtiyaç gibiydi. Resmen Feza'ya muhtaçtım. Gülümsemesine, hayat enerjisine, gözlerindeki aydınlığa, anında kızaran yanaklarına, çenesinin altındaki çilek lekesine, boynundaki bene... Baştan sona her şeyine muhtaçtım.