Bir sayı gibi duruyor ama aslında birikmiş bir hayat.
Sessizce taşınmış duygular, içe atılmış kırgınlıklar, kendine bile itiraf edemediğin yalnızlıklar.. Ve buna rağmen hâlâ incelikle sevebilen bir kalp.
28 yaşımdayım bugün.
Ve artık biliyorum, herkesin verdiği değeri aynı derinlikte hissetmediğini.. Ama benim hissettiklerimin değerini kimsenin azaltamayacağını da..
Ben, hissettiğim gibi yaşayan biriyim. Bu bazen yorar, bazen kırar ama aynı zamanda beni “ben” yapan şey tam olarak bu.
Geçen yıllar bana çok şey öğretti. Kimi zaman susmayı, kimi zaman uzaklaşmayı, kimi zaman da hiçbir şey olmamış gibi devam etmeyi.. Ama en çok da şunu öğretti:
Her şeyin ortasında kendine dönmeyi.
Artık anlıyorum.. Herkes aynı özeni göstermez, herkes aynı derinlikte sevmez. Ama bu, benim eksikliğim değil.
Bu, benim fazlalığım.
28 yaş, biraz daha kabullenmek demek.
Herkesi değil, kendini.
Her şeyi değil, gerçeği.
Her duyguyu değil, sana iyi geleni.
Ben artık daha seçiciyim.
Kime ne hissettireceğimi değil, kimin bana ne hissettirdiğini önemsiyorum.
Kendimi eksilttiğim yerlerden yavaş yavaş çekiliyorum.
Ve ilk kez, kendime haksızlık etmemeye çalışıyorum.
Belki hâlâ içimde çocuk kalan bir yer var.
Hâlâ bazen kırılan, bazen çok çabuk mutlu olan…
Ama bu da benim en güzel yanım.
Çünkü ben hâlâ hissedebiliyorum.
28’im.