Ne yazık ki çoğumuz, birkaç safsata öğrenir öğrenmez bir çekice dönüşüyor ve her tartışmayı birer çivi olarak görmeye başlıyoruz. Halbuki hayat bir münazara değil.
Atinalı filozofların, Viktorya Dönemi biliminsanlarının,
20.yy siyasetçilerinin ve tabii bizlerin, aynı safsataları aynı şekilde
yapıyor olması, hem trajik bir döngü hem de insanın içini ısıtan bir
ortaklık. Atalarımıza sandığımızdan daha yakınız.
'' Safsatalar da iletişim gerektirirler ki net olsunlar. Fakat bu iletişim illa başka birini gerektirmez: Unutmayın, günlük tutmak dahi bir tür iletişimdir, muhatabı ise gelecekteki halinizdir.''
Parlak örnekler gözümüzü kamaştırır. Kendimizi onlarla özdeşleştirir, siyah boğazlı kazakları kapış kapış alırız. Oysa okulu bırakıp hayallerinin peşinden gittikten sonra bir baltaya sap olamamış milyonları tanımayız. Onların filmleri çekilmez, kitapları basılmaz, kazakları satılmaz.