Zihnimin, genişliği belirsiz koridorlarında başıboş dolaşan romanlar, öyküler, şarkılar, filmler var. Birbirlerine çarpa çarpa ilerliyorlar. Ne zaman dokunsa biri diğerine, ince bir ses çıkıyor. Senin sesine benzeyen, ince, bahar sabahı tadında bir ses. Hep o sesi dinliyorum. Senin sesin. Gözlerimin kenarlarında hayatla uyumlu bir kırışıklık oluyor sesin; bir gülüşün başlangıcı. Tam o gülüş, başlangıç noktasından hız alıp bütün yüzüme yayılacakken, bir cümle, bir nota, bir görüntü geliyor karanlığın içinden; yenik düşüyorum.