Resûlullah bu muhabbeti “Allah,
bana ashabımdan özellikle dört kişiyi sevdiğini bildirip benim de onları sevmemi emretti.
Bunlar: Ali, Mikdâd b. Esved,
Ebû Zer ve Selmân’dır.” sözleriyle de ifade etmiştir..
"Ey insanlar! Biz öyle bir hayat yaşadık ki, bize Kur'an'dan önce iman bahşedilmişti. Biz, Resûlullah'a bir sûre nazil edilir edilmez o sûrede Allah'ın bize vermek istediği mesajları anlamak için gayret eder, helalleri ve haramları öğrenmeye çabalardık. Sizin Kur'an'ın lafızlarını öğrenme konusunda sarf ettiğiniz çabadan daha fazlasını göstermeye gayret ederdik. Ancak görüyorum ki bizden sonra gelenler, fâtiha sûresinden başlayıp sonuna kadar Kur'an'ı okuyup ezberlemelerine rağmen üzerinde kafa yorulması gereken emir ve yasakları önemsemeden, âdeta kötü cinsli hurmaların görüntüsü ve tadı gibi Kur'an'ın sadece lafızlarıyla ilgileniyorlar. Hâl böyle olunca da Kur'an'dan istifade edemiyorlar."
Abdullah ibni Ömer(Ra)
Hz. Peygamber’in “Ammâr’ın gösterdiği yoldan gidiniz!” ifadesi Sahabe arasında
“Ammâr neredeyse hak orada; hak neredeyse Ammâr oradadır.” sözüyle karşılık bulmuştur.
Bu durumu, Hz.Âişe validemizin Resûlullah’tan işittiği şu rivayet de teyit eder mahiyettedir:
“Ammâr, ne zaman iki konu hakkında tercih yapmak
zorunda kalsa daima en doğrusunu seçmiştir.”