Yakıp yıkmak istediğin bir ortamda, aklı başında oturmak da sağlam bir imtihandır.
Çünkü yakıp yıktığın o ortamda, sen de yanarsın. Ilişkiler biter, fırsatlar kaçar, itibar zedelenir, pişmanlık kalır ve çoğu zaman "keşke susaydım" dediğin anlar olur.Oysa aklı başında oturmak zor olandır.
İçindeki fırtınaya rağmen sesini kontrol etmek, kelimelerini ölçmek, duygularını yutmak, "şimdi değil" diyebilmek, "bu bedeli ödemeye değmez" diye karar verebilmek. Bu, insanın kendi nefsine karşı verdiği en büyük savaştır. Bu, sabır imtihanıdır, hikmet imtihanıdır, kendine hakimiyet imtihanıdır.
Yakıp yıkmak istediğin bir ortamda aklı başında
oturabilmek,
bir çocuğun değil, bir insanın yapabileceği en zor ve en değerli şeylerden biridir.
Bu, nefsinin esiri olmamak,
aklın ve vicdanın rehberliğinde hareket etmek, ve uzun vadede hem kendine hem çevrene en az zararı vermek anlamına gelir.Bu imtihanı geçenler, zamanla anlar ki:
Bazen en büyük zafer, hiç savaşmamaktır.
Bazen en güçlü duruş, ayakta kalmak ve sakin durmaktır.