Filvâki [Gerçi] daha muahhar [sonraki] devirlerde, Abdülhamîd-i Sânî'nin evâsıt-ı saltanatında [saltanat döneminin ortalarında] yerli sanayii himâye, yerli tüccarı siyanet etmek [kollamak], sanayi-i azîme mukaddemâtı ihdâs etmek [büyük sanayie ilk girişimleri başlatmak], millî sermaye ile demir yollar ferş eylemek [döşemek] gibi bazı teşebbüsler görülürse de, garb sanayi-i azîmesine mukābil çok kuvvetsizdir, hiç mesâbesindedir.
Siyaset ve İktisatYusuf Akçura
Ey meb'us efendi! Sen de bil ki bu gün müstakil bir milletin kuvve-i hâkimesinden [hükmedici gücünden] bir parçasını nefsinde temsil eden bir zat sıfatıyla meb'usan konağında hükümran oluyorsan, bunu temin eden kanunlar, senin mürekkep ve kaleminden ziyade, Mehmetçiğin kan ve süngüsüyle yazılmaktadır.
Siyaset ve İktisatYusuf Akçura
"Ağzın altınla dolsun!"
V. BÂB
Gözünde dünyayı, ne kadar süsleseler de, Akıllıların inanmadığına, sakın inanma sen de. Niceleri gitti ve niceleri gelir senin gibi. Nasibini almaya bak; zira götürecekler seni de.
Aşk-ı Hayyamİrfan Gürkan Çelebi