Tüm dünya, Amerika ve İsrail’in vahşetine karşı çıkmak yerine İran’a düşman kesilerek güçlüden yana saf tutuyor. “Aman tadımız kaçmasın” anlayışıyla ahlâk değil konfor korunuyor.
Oysa dünyaya başka bir pencereden bakıp hem güçlüye kafa tutan hem de yobazlığa mesafe koyan bir duruş mümkün. Nitekim İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, bu savaşta kendi ülkesinden uçak kalkmasına izin vermeyeceğini söyleyerek ahlaki bir sorumluluk üstlendi. İspanya'da ortaya konan bu tavır birçok halk tarafından alkışlandı.
Fakat aynı halklar, bu savaşta kendi ülkelerinin ABD'ye verdiği desteği ya da İran’ın gücünü kendi halkına ve bölgeye karşı kullanmasını eleştirmekte aynı cesareti göstermiyor.
Güçlüye karşı çıkmak kolaydır; çünkü uzaktadır.
Asıl zor olan, kendi tarafının yanlışını söylemektir.
Eğer gerçekten kötülüğe karşı durmak istiyorsak, bunu sadece başkalarının topraklarında değil, kendi topraklarımızda da yapmalıyız. Aksi hâlde ahlâk dediğimiz şey ilke değil, pozisyondur.
“ABD yapabiliyor diye yapıyor” diyoruz. Peki ya güç bizde olsaydı?
Gerçekten daha insancıl mı olurduk, yoksa imkân bulduğumuzda aynı hoyratlığı mı sergilerdik?
Güç ahlâk üretmez; ahlâkı sınar.
Ve çoğu zaman, insan da devlet de bu sınavdan geçemez.