ELAYDI GÖZLERİN
ruh gibi yürürsün Beyoğlu'nda
kimse farketmez seni
başında çiftçi kasketin
çenene yerleşmiş seyrek sakal
benzin sarı, sapsarı...
yüzünde hiçbir kas kıpırdamaz
sanki bir ormanda büyümüştün de
konuşmayı, gülmeyi öğrenememiştin
başını kaldırıp bakmıyorsun yüzlere
onların dünyasında olmadığını gösteriyorsun umursamazlığınla
çok acıkmayınca yemek de yemiyorsun gerekliyse kursağına birkaç lokma
çöp tenekelerindeki artıklardan
seçiyorsun en leziz yemeğini
çöpleri karıştırırken gören biri acıyarak yemeğe götürmek isterse seni
gururla başını kaldırıp
söylüyorsun yemeğini yediğini
aylarca izledim sessiz yürüyüşlerini
geçen gün karşımdan geliyordun
yine bakışlarım çivilenmişti üzerine
kısa bir mesafe kalmıştı aramızda
başını kaldırdın, göz gözeydik...
gizlenen gözler ela ve kocaman
ama, ipucu vermiyordu geçmişinden gülecekmiş gibi gülümsedin
hakkında tek bildiğim
eskiden şiir yazarmışsın