Günümüzde yaşanılan pek çok sorun aslında derin köklere sahip ve etraflı değerlendirmelerle ele alınmaya muhtaç. Bazen gündelik kararlar sorunları çözüyormuş hissi verse de bunlar bir öteleme ve yanılsamadan ibaret. Süregiden ideolojik sığlık, ne yazık ki köklü sıkıntıları bütüncül ve kökten bir biçimde ele almayı engelliyor.
Dinî anlayış, felsefî nazar, tarihî şuur, içtimaî perspektif ve siyasî bilinç, keyfiyet ve tesir gücünü yitirdikçe, sebepler değil sonuçlar ve dolayısıyla da gündelik/basit yaklaşımlar üzerinden sürüyor tüm tartışmalar. Ağaç, köpek, cinsiyet, olimpiyat gibi farklı yerler buluyor her gün uç verecek. Bu oyalanmalar nedeniyle müşküllerimizin alt katmanlarına bir türlü nüfuz edilemiyor. Hâlbuki değer yitimi, mânâ kaybı, niyet ve gaye zedelenmesi ile anlam bozumunun nasıl başlayıp yayıldığı anlaşılmadan, yani aslî sebepler kavranmadan talî sonuçlarla kavga etmek son bulmaz bir “kendini oyalama”dır. Maalesef oyalanıyoruz…
Melikşah Sezen