Eğer bir roman yazacak olursam hayatın acımasızlığı üzerine yazarım. İnsan ne kadar neden sonuç ilişkisi kurmayı başarsa bile bir yerlerde duraksıyor. Modern bilmin ve postmodern dünyanın bizi getirdiyi bu noktada ruhumuzun en orijinal taraflarını kaybediyoruz. Her zaman keşke o günlere dönsek diyerek yaşıyoruz. Don Kixot gibi delilik yapanları gündeme getirmeyi, şaklabanlıklar yapanları konuşmayı seviyoruz. İnsan oğlu dikkat çekmek ister, fakat duyqularımızı kullandırmamız bizi yıpratır. Her ne olursa olsun empati yapmayı başaramıyoruz, affedemiyoruz bizi diğer acımasızlardan ayıran bir düyün noktası arayıp durdum hep. Qaliba insanın absürt yaşama dürtüsü hep sürecek. Belki hayatı sevdiyimiz anlara sıkısıkıya bağlandığımız için vazgeçemeyiz ama kötü günlerimiz de olmuyor deyil dimi...