Berk ı toprak

Berk ı toprak
@Bediseba
"Berk-ı toprak, bedî-i sebâ... hep, Hay bin Yakzan."
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Matarandan bak yarama; perde hangi gökçe? Hira'da çağla toplamak hiç suyuma gitmiyor; biyometrik kefenlerin Kerbelâsında aşkın türbesi çeper çeper genişliyor. Eneler ise sulak ve yaralı; her aynada biraz daha çoğalıyor. Züht monopolüne ve kemer sıkma politikasına bayılıyorum; nabzım durmadan “illallah” diyor. Kartvizitler, tutanaklar, Bay Baston ve ihtiyarlık ihtimali… Cehenneminizi hâlâ usandırmıyor mu? Aşk-ı lügat, kevn ü mekândan aciz; sen terim kuşanıp diyorsun ki: “Yağmur, sapanına sığmaz.” Merhamet, niçin sevabımdan aşkın anne? Celle zikruhû, aşkın Tâhâ hurması. Rahmeten li'l-âlemîn, küllî akıl. Çakıl taşlarını dök, Beyza damaklarından; Ref'-i mutlaktan şuhûd-u berraksın. Kardelen-i nûra nezaketen şüheydasın.
Kalp rekâtın alemde farzet ki kıldın: mütevazî müteâl. “İyi ki geçiyorsun zaman… Ya acının damarlarıma dolduğu anda donsaydın.” Mevlânâ’nın bu rikkati; Kierkegaard’ın “kaygı”, Jung’un “gölge”, Viktor Frankl’ın “anlam istenci” dediği eşiğe benzer. Bütün ehemmiyetimiz; iman ehliyetini aşkın rengine yaklaştırabilmektir; acının nârin hattında inanabilmektir. Çünkü yazgı, durağan bir kader değil; İbnü’l-Arabî’nin dediği gibi her an yeniden tecellî eden bir mümkinattır. Zikri Mindfulness; acıdan kaçmak değil, acıyla aynı odada oturabilme terbiyesidir. Nasılsa cennet modern değildir; kırılma noktası, Rilke’nin dediği ; “Hayatını değiştirmelisin”i dememek, kendi değerlerini küçümseme trajedisini epik bir kibre giydirmemektir. “Değer yargıların umûrun olmuşsa; duyguların izotonik bir formdur.” 'Ecirnâ mine’n-nâr’ dedikçe aşk! Safî kalpsek; Müteâl’e hayret ederken, haşyete râbıtada düğüm yâ Elest’tir; ya şimdi, ya rahmet… “Ben Basra’ya da fırsat vermemiş idim; kim var kim yok, dört gözle beklesem  şu şiiri derim: ‘Otağı kalkacak sultan eğlenmez.’” “Kebîr’in tevâzusu karınca değildir yâ Rab…” Platonik cennet;felsefenin içtihâdı göremeyişidir tâ Molla Kasım’a kadar. Ve; ketm-i keramette kıtmir oldun sûrâna dek kâinat! “Nurullah Genç’in Yağmur şiiri gibi, imâna en büyük engel olan travmalarının üstüne giderek; gerekirse duygusal eziyetin dozunu artırarak direteceksin. O zaman dünya çözünür. Zaten hâli cennet olanın uhrevî tarafı için ‘Dünya zindandır mümin kullara; zindanda olan kul kolay eğlenmez…’ şiiri hükmünden geçer; çünkü her şey zıddıyla bilinir. İnsan, bildiğinde de kibre girmemelidir. Emanete tevazu, nisyan ile mâlûl olduğuna hürmetendir.” "İlmî irfandan nasip almayan zahmet çeker,” diyor Alvarlı Efe. O vakit, okuduğun kitaplar da yazgına tesir eder. “Hüviyeti

Berk ı toprak

, 1000Kitap'a katıldı.