kendi haline bırakılan gelecek ancak geçmişi tekrarlar. Senin kendini izlemen, kendi huylarını ve alışkanlıklarını öğrenmen ve uyanık kalıp hareketlerinin farkında olmaya çalışman…
Cesur olmayı korkusuz olmak zannediyorsun. Cesur olmak açık olmak, narin olmak demektir. Hayatın senin kalbini gıdıklamasına izin vermek demektir. Hayata direnmemek, hayatla çatışmamak ve hayat ne getirirse getirsin katılaşmamak demektir.
Vahşi bir hayvan üzerine atladığında veya yüksek bir yerde yürürken ayağın kaydığında yaşadığın korku gibi değiller. Onlar doğal ve sağlıklı korkulardır. Seninkiler hiç kuşkusuz düşüncenin ürünü. Eğer korkularına neden olan şeyi bulup ondan kurtulmazsan o zaman yaşıyor olman ya da ölmüş olman pek fark etmez
Sen de tüm insanlar gibi kendine zaman içinde gelişmen gerektiğini ve bunu başarabilirsen, çeşitli eksikliklerini giderebilirsen ve bazı kusurlarını düzeltebilirsen daha iyi bir hayat yaşayabileceğini söyleyip duruyorsun. Bu fikir ve ileride kendini şimdikinden daha iyi bir şekle sokman gerektiği fikri, senin üzerinde bir baskı oluşturuyor ve içinde ek bir gerilim yaratıyor çünkü kişisel gelişim çabası kesin bir kanıya dayanır: Şuanki halin yeterli değil, kusurlu ve eksiksin. Kişisel gelişim gayreti geleceğe yöneliktir. Bugün buyum, yarın daha iyi bir şey olacağım ve kederlerim sona erecek düşüncesiyle çırpınıp durursun. Oysa kederlerinin sona ermesi için bambaşka bir yaklaşım gereklidir. Her şeyden evvel kendini ve kederlerini bütün çıplaklığıyla izlemen, görmen ve anlaman gereklidir. Kendinin ideal bir versiyonunu hayal etmeyi bırakman ve şimdi, bu anda, gerçekte ve gerçekten var olanla yüzleşmen gereklidir