Berdevam

Berdevam
@Berdevamm
Peygamber (s.a.v) Efendimiz şöyle buyuruyorlar: “Bir kul, Allah’a kulluğu eksik kılarsa, Allah ona belâ verir. (Kalbini kederle doldurur.)” Eline geçmeyecek şeyi aramak en büyük belâdır. İbadeti eksik eden, geçim sıkıntısı çeker. Evinden eziyetler çeker. Kazancı azalır, çocukları isyan eder. Hanımından nefret duygusu görür. Hangi tara­fa yönelse ayağı tökezler. Bunların hepsi, az kulluk etmenin sonu­cudur. O’nun ibadetini bir yana atıp dünyalık işlerle uğraşmasının neticesidir. O’na kulluk eden herhalde rahat yaşar. Allah Teâlâ şöy­le buyurur: “İman edip şükür yolunu tutarsanız, Allah size niçin azap ey­lesin?” (en-Nisâ, 4/147) Abdulkadir-i Geylani Hazretleri ( Kaddesellâhu Sırrahu )
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Öğrendiğinle amel etmek aklına gelmedi. O bilgi sana ne fayda sağlar? Bu hâlinle âlim olduğunu söylersen, yalancı olduğunu eren­ler yüzüne vururlar. Nasıl nefsini avutmakla kaldın? Yaptığın işi başkasına emretmek de ne demek oluyor? “Yapamayacağınız işi neden söylersiniz?” (es-Sâf, 61/2) âyet-i kerimesi, seni tehdit etmiyor mu, titremiyor musun? Yazık sana, halka doğruluk söylersin, ama işin yalan. Halka Allah’ın birliğinden dem vurursun; ama işin şirk. Halka ihlâs ve sağlam işin yolunu gösterirsin; fakat sen, görsünler ve desinler diye işler tutarsın. Sen bütün kötü işleri yaptığın hâlde halkı onlardan sakındırmaya kalkarsın. Gözlerinden utanma duygusu kalktı. İman sahibi olsaydın haya duygun olurdu. Peygamber (s.a.v) Efendimiz şöyle buyuruyor: “Utanma duygusu imandan gelir.” Senin için iman lâfı edilemez. İkanın zaten yok. Sende itimat edilecek bir hâl de kalmadı. İlme hıyanet ettin. Hak katında adın hainlerle yazıldı. Sana ilâç bilmiyorum. Ancak düşünüyorum; yalnız, tevbe aklıma geliyor. Tevbe eder, üzerinde durursan, kurtulacağına inanıyorum. Abdülkadir-i Geylani Hazretleri ( Kaddesellâhu Sırrahu )
Hak’la olmak istiyorsan varlığından soyun, tedbirini terk et. Boş sözlerini bir yana at. Yazık sana, ibadethanende oturmaktasın, kalbin ise halkın ka­pılarını dolaşmakta. Onların sana gelişini ve hediyelerini bekliyor­sun. Zamanın bitti. İç âlemi kaybettin, dışla kaldın. Allah’ın lâyık görmediği şeyi nefsine verme. Allah’ın vermek is­temediğini vermeye senin gücün yetmez. Allah bir şeyi vermek iste­mezse, cümle cihan bir olsa onu vermeye güçleri yetmez. O, bir şeyi dilerse sana verir. Esas varlığında doğruluk yoksa, kalbin doğru değilse, ruhunda saflık bulunmuyorsa yalnız dıştan halkı bırakıp ötelere geçmek seni kurtaramaz, faydasını göremezsin. Allah’ım, söylediklerimden beni faydalandır. Kullar da bundan fayda alsın. Bütün dinleyenlere, benim söylediğim ve kendi işittikle­ri şeylerden iyilik bulmayı nasip eyle. Âmin! Abdülkadir-i Geylani Hazretleri ( Kaddesellâhu Sırrahu )
Alacağınız dünyada durur; vakti gelince alırsınız. Onu almamak kimsenin haddi de değildir. Gelecek şey vakti gelince sahibine güle­rek gelir. Nasibi olmayan bir şeyi isterse, o şey onun aklını alır. Kıs­meti olmadan istemek, isteneni kendisi ile alay ettirmektir. Hakk’ın emri olmadan bir şey istemek de böyledir. Abdulkadir-i Geylani Hazretleri ( Kaddesellâhu Sırrahu )
Yakında belgeni verirler. Aziz ve Celil olan, senden gözünü, ku­lağını, malını, kuvvetini alır. Bütün güvendiğin şeyler gider, kaybo­lur. Kullarla aran açılır. Onların sana karşı kalbi katılaşır. Ellerini senden çekerler. Seni işinle baş başa bırakırlar. Kapılarını yüzüne vu­rurlar. İcabında seni kapı kapı dolaştırırlar. Bu arada bir lokma da­hi vermezler. Çağırsan yardımına koşan olmaz. Bunlara sebep, senin şirk ehline karışmış olmandır. Hakk’ın gayrına güvenmiş olmandır. O’nun nimetini başkasından görüp bilmendir. Ve O’ndan gayri kimselerden yardım talebinde bulunmandır. Abdulkadir-i Geylani Hazretleri ( Kaddesellâhu Sırrahu )