İman sahibi gizlide, aşikârede, darlıkta, genişlikte, içinde ve dışında aynı hareketleri yapar. İki türlü iş görmez. Münafık ise, yalnız halk yanında iyi iş tutar. Sonrası yok. Genişlik geldiği zaman iyi, sonrası boş. Herhangi bir darlığa girdiği zaman sanki dili ile imana girdiğini, Allah’a, peygamberlere ve meleklere iman ettiğini kimseye söylememişe benzer. Kıyamet gününü ve öldükten sonra dirilmeyi hiç duymamış gibi olur. Sanki hesap verecek kimse kendisi değildir. Onun zaten İslâmiyet’i kabulü sadece kelleyi kurtarmak ve Müslüman cemaati arasında rahat dolaşmak içindir. İlâhî azap ve ateşte yanma korkusundan Müslüman olmaz. Çünkü o bunlara inanmaz. Oruç tutar. Namaz kılar, dinî bilgileri öğrenir. Ama bunların hepsi Müslümanların yanında… Onlardan ayrı kaldığı an, küfre, kötülük yollarına koyulur.
Allah’ım, bu kötü hâllerden sana sığınırız. Şu anda dünyadayız. Bizi o kötü insanlardan kurtar. Yarın öbür âleme geçtiğimiz zaman, yine bizi onların arasına katılmaktan koru. Âmin!
Abdülkadir-i Geylani Hazretleri ( Kaddesellâhu Sırrahu )