«İnsanları mahkûm etmek için sabırsızlanma. Mahkûm etmek en kolay yoldur. Bu çarenin ardında körü körüne gitme. Olayları fazla önemseme ve unutma, her şey geçer. Yavaş yavaş. Evet ama tamamiyle!. Her şeyi kendi gözlerinle görmeye çalış. Hiç bir şeyden korkma. Ama suçlamak için de acele etme. Hoşçakal sevgili dostum... Yeniden görüşünceye kadar...»
«Hakikat... Ruhunu doyuracak hakikati kendin bulmalısın!
Sen herşeyi olduğu gibi görmeye çalışıyorsun. Kötü insanlar...doğru. Ama ya iyiler? Nerede onlar? lyiler hâlâ keşfedilmeyi bekliyorlar! İşte böylel»
Yasaları kimin yazdığını bilseydim dosdoğru karşısına dikilip şöyle derdim: yasaları öyle yaz ki kimseye vuramayayım. Kolumu bile kaldıramıyayım. Yasa dediğin çelik gibi olmalı. Anahtar gibi. Yüreğimi kilitleyin ve bitirin bu işi! O zaman kendi yerime karşılık verebilirim. Ama böyle karşılık veremem! Veremem!