Ümidin tükendi ama hanımeli kokusu geliyor sokaktan, kayıp yaşıyorsun ama dişlerini de fırçalamak zorundasın yatmadan. Baktığın her yer anlamsız.. Karıncaların yuvalarına buğday tanelerini taşımaya devam ettiğini görüyorsun. Devam ediyorsun işte..
Bir yerini çarpmışsın ama; günler sonra morluğu görünce fark etmişsin, çarptığını. o an acımadı ama,şimdi dokununca acıyor. gözlerinin gördüğünü, kulağının işittiğini, elinin dokunduğunu kendi içinde inkar ede ede.. inanmak böyle bir şey işte..