Erkekler cinsler mücadelesini,yaşam, acı ve endişe karşısındaki korkularını örtmek için kullanırlar. Canlılıkla bağlantılı olan kadına özgü yanlarını böylelikle bastırmış, görmezden gelmisnolurlar. Aynı şekilde, sadece erkeklerin güç, kudret ve iktidar sahibi olduğu mitiyle özdeşleşmiş olan kadınlar da kendi kadına özgü yanlarını reddederler.
Düşmanlar bizi kendi yaralanmisligimizi görmekten uzak tutarlar. İnsan başkalarını cezalandırabildigi, asaliyabildigi, hatta yok edebildiği sürece kendi kendisiyle yüzlesmek zorunda kalmaz.
Düşmanlara,kendilik nefretimizin hedef taşı olarak ihtiyaç duyarız. Anne babalarımızın bizde asagiladiklari ya da reddettikleri şeyler için cezalandırmak üzere düşmanlar ararız.
Ashton-Warner şunları yazıyor. bir süre önce profesör arkadaşıma üniversitedeki öğrencilerinin nasıl kişiler olduğunu sordum. 'Hepsi birbirinin tıpatıp aynı' dedi. "Ama bu nasıl olur temel eğitimin başlıca amacı çocukları zenginleştirmek değil mi' dedim. 'Bana geldiklerinde hepsi de aynı tornadan çıkmış gibi oluyorlar' dedi. 'bizdeyken , anaokulundayken henüz birer kimlikleri oluyor' dedim.
Şiddeti görmezden gelmekle onu destekliyoruz. Gerçek acı karşısında kayıtsızlık ve korku, acıyı giderek daha az algilamamiza yol açıyor. Algılayacak olsak bir şey yapmamız gerekir. Ama sorumluluk üstlenmek korku vericidir, biz de kayıtsız kalmayi tercih ederiz.