Selam
Size kalemiyle ilk kez tanıştığım @berna.ilgn’nin #21saçteli kitabı ile geldim. Gizem, kaos, aşk ve entrika… Aradığınız ne varsa bu sayfalarda sizi bekliyor. Hikâyenin akıcılığına ayrıca değinmeme bile gerek yok diye düşünüyorum.
Gelelim kitabımıza…
Çocukken her şey ne kadar masum, ne kadar günahsız ve hayaller kurmaya açıktır… Ama büyüdükçe etrafınızdaki dünyanın karanlığını fark eder ve o karanlığın sizi yavaş yavaş içine çektiğini hissedersiniz. Güneş de küçükken bazen Rapunzel, bazen Pamuk Prenses olurken, kendi masalının kahramanı olarak Evren’i seçiyor.
Evren… Ailesini bir kazada kaybettikten sonra sessizliğe mahkûm olmuş, sesiyle değil suskunluğuyla var olan bir karakter. Güneş’in ailesi onu evlat edinip kendi çocuklarından ayırmadan büyütüyor. Ama Evren büyüdükçe, kendi içine kapanmayı seçiyor; yan evde “teyze” dediği kişinin yanında kalmayı tercih ediyor. Sessizliği, etrafına ördüğü duvarlar, o soğuk ama bir o kadar da etkileyici aurası ve zekâsıyla her zaman dikkat çekiyor. Konuşmasa bile kalbinin çığlıklarını derinden hissediyorsunuz.
Güneş ve Evren’in birlikte büyümesi, birbirlerinin eksik parçalarını tamamlaması başta çok duygusal ve etkileyiciydi. Ancak zamanla Evren’in bağlılığı, sıcak bir duygudan çıkıp boğucu bir kördüğüme dönüşüyor. Güneş’in kuantuma olan ilgisi onu felsefe okumaya ve en büyük hayali olan İstanbul’a gitmeye yönlendirirken, Evren’in İstanbul’a karşı olan mesafesi aralarındaki kırılmanın başlangıcı oluyor.
Yıllarca kopmayan bu iki karakterin yolları ayrıldığında, hikâye çok daha derin ve karanlık bir hâl alıyor. Güneş yeni bir hayat kurmaya çalışsa da, yalnız kaldığı her an aklı yine Evren’e gidiyor. Ve bir gün, hiç beklemediği bir anda Evren’in tekrar karşısına çıkmasıyla asıl sarsıcı olaylar başlıyor.
Öte yandan Güneş’in online