Senin gittiğin yere kimsenin gitmediğinden emin olmak için
Saçlarımla izlerimizi örttüm
Güneş adamız, yatağımızın üzerinde batıı
Gece geldi
Yankıları içine alarak
Biz birbirimize kenetlenmiş şekilde karaya çıktık
Mumlar, dalgaların sürüklediği bizi aydınlattı.
Gözlerin
Tutabileceğim sözlerden korkuyor
Söylemediğimiz yalandansa
Dile getirdiğimiz gerçeğe üzülüyor
Dibe, dibe dalıyorum
Senin için geçmişimle savaşıyorum
Artık ikimiz de aşkın tohumunun acı olduğunu biliyoruz.
Artık ikimiz de bu aşk için yaşayacağımı
Ve bu aşk için öleceğimi biliyoruz.
Nereden gelmiş olursak olalım hepimizin içinde akan bir nehirdi bu.Kalbin ve kalbin arzularının nehri, Hepimiżin gerçekte ne olduğunu ve neler başarabileceğini gösteren şaşmaz bir doğru. Ben bütün hayatım boyunca bir savaşçı oldum.Sevdiğim şeyler için savaşmanın yanında, karşı koyduklarım için de mücadele ettim. Sonunda ise o savaşın bir parçası olup şıktım. Gerçek tabiatım düşmanlık ve kin dolu bir maskenin alnında gizli kaldı. Tıpkı diğer sıkı adamlarda olduğu gibi, benim suratım ve davranışlarım da hep aynı şeyi söylüyordu Sakın bana bulaşayım deme! Bu mesajı iletmede o kadar başarılıydım ki sonunda tüm hayatım bundan ibaret /
oldu.
Bir süreliğine gerçekten ama gerçekten mutlu olacağını bilsen ama baştan
itibaren de bu mutluluğun hüsranla biteceğinin ve sana acı vereceğinin farkında olsan, yine de o mutluluğu yaşar mısın, yoksa ondan kaçar mısın?"
Geçmiş, iki aynanın arasında durmadan yansıyıp duruyor. Parlak ayna başardığımız işleri ve dile getirdiğimiz sözleri yansıtırken karanlık olan yapmadığımız ya da söylemediğimiz şeyleri temsil ediyor.