yıldızların pırıltılı ağırlığı altında kerpiç duvarlar çatlarken yalnız olmak sensiz olmak tadına bir kavak gibi tekbaşına varıp gökyüzünün tekbaşına dokunmak kelebek kanatlarına beni senden alıp dağıtıyor senden alıp başkalarına dağıtıyor beni büsbütün
mavzer gibi sıkılayıp ümitsizliğini ölümünü bile bambaşka bir hayat gibi iliklerine kadar yaşamak sonra bırak ne derse desin küstah radyolar asitli gülümsemesiyle kirleterek yenilmişliğinin sincabi sabahını ne söylerse söylesin yanaş kadar sonra bırak