Belki aysız bir gece gibi esmerdi, belki güneşli bir öğlen gibi sarışın, belki ikindi gibi kumraldı, belki bir gün batımı gibi kızıl. Belki servi gibi uzundu, belki gül fidanı gibi kısa. Belki saçları göz alabildiğine uzanan buğday tarlası gibi dümdüz, belki gümrah bir bağ gibi dalgalı, belki dökümlü yamaçlar gibi kıvrımlı kıvrımlı. Gözleri belki derin ormanlar gibi yeşil belki kehribar gibi ela, belki bulutlu bir gökyüzü gibi gri, belki engin denizler gibi mavi, belki görkemli dağlar gibi kahverengi, belki kömür gibi kara. Ne önemi var ki bunların.
Bir an önce çekip gitmek lazım bu kentten. Belli ki büyülü bir yer burası, belli ki hiç tekin değil, belli ki başım belaya girecek. Evet, derhal çıkıp gitmeliyim.