Türkiye büyük sosyal felaketlerin
kıyısından geçiyor, gençlerde bir anlamsızlık salgını var, nihilizmin kol gezdiği bir dünyada çocuklarımıza değer aktarmakta zorluk çekiyoruz .
Siyasetin bizim gönlümüzü okşamaktan, endişelerimize seslenmekten öte bir işlevi olmalı artık. Endişelerimizi kışkırtarak bizi kendi saflarına çağırmak yerine, bize güven ve mutluluk vermeli. Yurtsuzluğumuzu iyileştirecek, ruhumuzun en derin yaralarına şifa verecek imkanlarla buluşmamıza önayak olmalı.
İnsanlar hangi dünyaya kulak kesildiyse, öbürüne sağır," diyor şair. Bu tepkiler; Türkiye'de vicdan nasırlaşmasının vardığı boyutları işaret etmesi bakımından önemli. "Siz de şunu yaptınız ... " tarzı aynştıncı söylemler, hemen bir "biz ve onlar" ikiliğine savrulma ve mevzilenme kolaycılığı, ıstırap çekenle hemhal almamızın önüne geçiyor.