Güzeşte

Güzeşte
@BetlKevsr
Ben sizin en eski düşünüzüm. Bir daha göremeyeceğiniz düşünüz.Zahrad. .
61 okur puanı
Haziran 2018 tarihinde katıldı
Bir alışkanlık mı desem, yoksa bir nevi terapi mi bilemedim.. Ama akşamları eve döndüğümde kimi zaman bir kağıda, kimi zaman da tuşlara dokunarak anlatırım beni etkileyen şeyleri.. Bugün ağlamamak için kendini tutan, yaklaşık bir metre yirmi santimlik bir bedenin içine girdim, bir çift gözde.. Öğretmenim? diyerek bir köşede sadece benim duyabileceğim bir ses tonuyla ; Benim annem biraz rahatsız. Kardeşime ben bakıyorum. Ödevimi araştıramayacağım. Şimdiden haber vermek istedim.. Dedi.. Bir soru sorsam, yaş olup akacaktı söyleyecekleri.. Tamam dedim, o halde yarın öğlen arası öğretmenler odasına gel, beraber araştıralım, ben sana çıktısını vereyim , sen de evde bunu kardeşine anlat.. Zaten konu peygamber kıssası.. Hafif bir tebessümle olur dedi bana. Ne zaman demiştiniz? Heyecanlanmıştı belli.. Buraya kadar tamam da bundan sonra ona duyduğum saygı artacaktı işte..Çünkü öğrendim ki, annesi Akciğer Kanseriymiş ve hastanede yatıyormuş.. Babası ise yanlarında değil, Balıkesir de çalışıyormuş.. Oysa o sadece annem rahatsız demişti, hızlı bir şekilde, üzerinde durmamıştı acısının. İnsanı ne derinden etkiliyor sahi, bağır çağır acısını yaşayanlar değil de, sessiz sedasız sabredenler.. Öyle sabredenler ki, henüz bir metre yirmi santimlik bir bedenin içinde, iki metrelik bir ruhla gezenler.. O hızlı cümleleri, bakışları gözlerimden defalarca kayıp giden halleri ne derinden etkiledi beni. Küçük bir adamdı bu.. Derdini sessiz yaşayıp, kainatı telaşa vermeyen bir adam.. Başkasının derdiyle dertlenemeyecek kadar derdini büyük gören bencilliğe ne şiddetli bir tokattı bu. Oysa ne çok insan vardı, tüm derdini tekrar tekrar anlattığı insanların derdinden, bîhaber. Hayatım şöyle bir gözümün önünden geçti o an.. Şimdi anladım, küçücük bir bedenin içine sığan, iki metrelik ruhu.. Ve
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Heeeey Uyumayanlar
Bir çoğunuzun izlediğinden emin olduğum, doğumum senesi yapımı bir film "Esaretin Bedeli" .. Bu filmi izlerken aklıma birkaç dilekçe geldi. Şimdi birçoğunuz neyden bahsettiğimi tam anlamayacaksınız.. İşin doğrusu herkes anlasın diye de yazmıyorum bunu buraya .. Sadece yazıyorum hepsi bu. Birçok dil bilgisi ihlali olduğu gibi hiçbir düzeni olmayan cümleler yığını . ama bu önemli değil. Birçoğunun ilk cümleden buraya kadar okuduğuna dahi inanmıyorum.😅 Betül Kevser yine öznesi Bağdat'ta yüklemi Bağcılar'da cümleler kurmuş deyip, bırakmışlardır..😅 Neyse biz konuya dönelim ; Müzikten bahsederken elini önce kafasına daha sonra kalbine götürüp.. "Burada ve buradaydı.Müziğin güzelliği budur işte. Kimse onu sizden alamaz. Dünyada, taştan olmayan, kimsenin senden alamayacağı bazı şeyler vardır. Kimsenin senden alamayacağı.." Neydi peki bu.. "Umut".. Filmin sonundaki cümleyse; " Umut iyi bir şeydir. Ve iyi şeyler ölmez. " .. Bitmeyecekmiş gibi gelen acılar, sevgiler, konuşmalar, saatler.. Ve herşeyin bittiği o yerde başlayanlar.. Hadi boşverin siz şarkılar söyleyin içinizden. Dualar edin demezsem vicdan azabı çekerim.😁 Tabi ki dualar edin.. Filmi izlerken Frankl'ı hatırladım, çenesini küreğin üzerinde duran eline dayadığında, kamptan soyutlanıp, yaşama sanatında harika eserler vereceği düşüncesiyle, umuduyla diyelim kurtuluşunu.. Filmi izlemeyenlerin bittabi izlemesini tavsiye ediyorum.. Harika geçen iki saat yirmi iki dakikanın sonunda, uyumalıyım.. İyi geceler.. 🙏🤗🌿 Ha durun durun filmden bir cümle daha.. "Tanrının adaleti er geç tecelli edecektir." 🌿 .
Ben bir Kâtip. Korktuklarınızın. Haksızlıklarınızın yazarı. Ahh o uykunuz, o derin uykunuz.. Ahh küf kokulu korkularınız sizin. Rutubetli sevgileriniz. Siz ahh sadece ayaklarının taşıdığı bedenler. . m.youtube.com/watch?v=sVUYboC...
Bugün sizinle paylaşmak istediğim şey, Ulusoy'dan Hz.İbrahim kıssasına bir bakış.. Bakalım kimler okuyacak? 🤗 .Tek ihtimalli daracık bir dünyası olan Nemrud'u tanıyoruz.. Ateşin yakıcılığından emin dar dünyalı Nemrud, büyük bir ateş yaktırırdı.. Öyle büyük bir ateş ki bu, gökte uçan kuşları dahi içine çekti. Hz.İbrahim mancınıkta, içine atılacağı bu ateşi izlerken, dudaklarından " حَسْبُنَا اللَّهُ وَ نعم الوكيل "döküldü.. Burası önemli işte.. İbrahim kendinden vazgeçip, kendi kabullerini bir yana bırakıp kendisini tamamıyla Yaratıcısına teslim etti bu ifadeyle.. "Allah bana yeter. O varsa, her şey var. O ne güzel vekildir." dedi. Tek ihtimalli bir dünyası olmadığından, 'ateşin söndürülmesi' gibi bir çözüm yerine Senin vereceğin her şeye razıyım dedi. Ne yaparsan yap, benim için en iyi ve güzeldir. Sen mutlak ilminle ve kudretinle bana nasıl yardım etmeyi dinliyorsan, öyle yardım et demekti bu.. Çünkü onun Rabbi sonsuz çözümler sahibiydi. Çok ihtimalli dünyasında Rabbine sığındı Hz.İbrahim.. Ateş yedi gün yandı.. Cayır cayır yanan ateşin rağmına, İbrahim Aleyhisselam'ın gönlü serin ve selametli oldu. Sonsuz çözümlerin Rabbi'nin emrine itaatle yakıcı olan ateş bu defa yine onun emriyle yakmadı.. Tüm çözümlerden vazgeçip onun çözümlerine müracaat eden Hz.İbrahim kıssasında Şartlar değişmedi, Nemrud vardı, Nemrud zalimdi, ateş vardı , Hz.İbrahim ateşteydi, fakat ateş yakmıyordu.. Şartlar değişmiyor diye kinlenirsek, şartların etkisinde kalmaya devam ederiz değil mi?.. Nemrud'un değişmesini dahi istememiş baksanıza.. Nemrud bu.. Nemrudluğun gereğini yapacaktı elbet.. Belki şartlar hep aynı dostlarım, belki hiçbir şey değişmiyor, ama gönülden bir duayla, gitmese de musibet yakmayabiliyor.. Rabbim dertlerimizi hafifletsin.. Şefkatle mukabele kabiliyetimizi arttırsın..