"Kız kardeşimin sarı saçları, çakır gözleri vardı. Ben babama benziyordum, o anneme. Annem kız kardeşime karşı çok korumacı yaklaşırdı. Asla tek başına sokağa çıkmasına izin vermezdi. Meğer bir rivayettir yürüyormuş. Söylediklerine göre eski zamanlarda saklanan bazı defineler varmış ve bu definelerin tılsımları olurmuş.
Onlara kimse yaklaşamıyormuş çünkü bu defineleri ağızlarından ateş püskürten ejderhalar ya da petrol varili kalınlığında dev yılanlar koruyormuş. Bu tılsımı bozabilmek için ise sarı saçlı, mavi gözlü kız çocuklarının kurban edilmesi gerekiyormuş."
" İnsan, en sevdiği öldüğünde toprakta açılan bir çukura koyar; üstüne soğuk, ıslak toprağa serpiştirir. En hüzünlü anında midesinin kazındığını hisseder; zorla da olsa bir parça ekmek yer, su,çay ya da kahve içer. İlk gün olmasa da ertesi gün bayılırcasına uyur acısı yüreğine ağır geldiğinde; ekmek parçası elinden düşer, içtiği su boğazından geçmez ama bir süre sonra normale döner çünkü diğer tarafta hayat devam ediyordur."